AMAÇ NEDİR? İŞSİZLİK SORUNU İÇİN ÇÖZÜMLER ARAMAK MI?

ÖZEL GÜVELİK SEKTÖRÜNÜ CEZALANDIRMAK MI?

Son yıllarda özel güvenlik hizmetlerinin, özel güvenlik şirketlerince yerine getirilmesi sırasında, yasa eksikliğinden kaynaklanan sorunların çözümlenebilmesi amacıyla 5188 sayılı yasa 10.06.2004 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

 

Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra ortaya çıkan aksaklıkların giderilmesi için özel güvenlik şirketleri dernekleri ve bilahare oluşturulan federasyon aracılığı ile İçişleri Bakanlığı arasında görüşmeler sürdürülmüş olup, kanunda yer alan bazı maddeler değiştirilmiştir. Ancak bu değişiklikler özel güvenlik sektörünün gerçeklerinin dışında gelişmektedir.

 

Yasa yürürlüğe girdiğinde devam eden özel güvenlik hizmetlerinin, yasaya uyum sağlamak için bir süreye gereksinimi olduğu herkesin malumudur.

 

Bu sektörde faaliyet gösteren özel güvenlik elemanları, ortaokul ve lise mezunu olup, herhangi bir meslek ve uzmanlaşmamış genç işsizler grubudur.

 

Özel güvenlik sektörüne çalışmak için başvuran genç insanların çoğunun şirket merkezlerine iş başvurusu yapmak için gelebilme imkanları bile kısıtlı olduğundan, telefon ile başvuru yapıp bilgi sahibi olmaya çalışmaktadırlar. Böylesi maddi sıkıntılar içinde iş arayan bu genç insanlardan ortalama olarak ( Harç tutarı + Okul Masrafı + Sınav ücreti + Kart bedeli + Sağlık Raporu ücreti + Noter masrafları + Çalışmayarak okula gittiği günler de para kazanamadığı için kaybı + Okul için ulaşım masrafları + Okulda geçirdiği günlerdeki iaşe giderleri ) 1.000,00 YTL masraf edip güvenlik elemanı kimlik kartı alarak göreve başlayabileceği ve alacağı maaşın en iyi şartlarda asgari ücretin biraz üzerinde olabileceği ifade edilmektedir.

 

Şirketlerin yetkililerince çok fazla dile getirilmese de bu sektörde çalışan herkes bilmektedir ki, bu şartlarda eleman temini mümkün olamamaktadır.

 

Özel güvenlik sektöründe çalışmakta olan güvenlik elemanı sayısının % 50 sinin kimlikli eleman statüsünde olduğu tahmin edilmektedir. Kursunu tamamlamış, sınava girmek için bekleyen ve sınavını kazanıp sertifikasını almış, ancak maddi yetersizlikler nedeniyle kimlik harcını biriktirip başvurusunu yapamayan binlerce güvenlik elemanı sektörde çalışmaktadır.

 

Bunun haricinde özel güvenlik kimlik kartı başvurusu yapmış, sertifikalı personellerin çoğunun da kimlik kartını alabilmek için bürokratik engeller nedeniyle 3 – 5 ay bekledikleri bilinen gerçeklerdendir.

 

Özel güvenlik şirketine “siz kimliksiz eleman çalıştıramazsınız, yoksa size hapis cezası veririz” şeklindeki katı uygulama hem bu sektörde kendine meslek edinmek isteyen gençleri, hem de çalıştıracak eleman bulmakta fevkalade zorlanan özel güvenlik şirketlerine büyük darbe vurmaktadır.

 

İdeal olanı elbette kimlikli personel ile bu görevin yerine getirilmesidir. Ancak işin yürütülmesindeki gerçekler de göz ardı edilmemelidir.

 

 

 

 

 

Öyleyse ne yapılabilir ? İki seçenek vardır :

 

Ya kanunu bu şekliyle uygulayıp, özel güvenlik şirketleri yetkililerini ( bu kişilerin özellikleri yasada açıkça belirtilmemiştir ) hapis cezasıyla cezalandırmak ve şirketlerin faaliyetlerini sonlandırmak, buna bağlı olarak kimlik almaya çalışan güvenlik elemanı adaylarını işsiz bırakmak,

 

Ya da yasaya bir madde ilave ederek 6 aylık veya 1 yıllık ( sınavlar yılda 4 kez yapıldığından ) geçici güvenlik elemanı statüsünde, sertifikalı güvenlik elemanlarının maddi durumlarını göz önüne alıp, kimlik harcamaları için bir süre tanımak ve mümkün olduğu takdirde harç miktarını kaldırmak ). ( Bazı illerin Sosyal yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarınca Özel Güvenlik Görevlisi harç bedellerinin ödenmesi ya da okul masrafları için yardımlar yapıldığı bilinen bir gerçektir. Böylesine ödeme güçlüğü içerisinde bulunan bir kitleden değişik adlar altında para alınması doğru değildir)

 

Bu konuda Özel Güvenlik Dernekleri Federasyonumuzun gayretleri olduğunu bilmekteyiz. Bu öneriler dikkate ve ciddiye alınmadığı taktirde özel güvenlik sektöründe, yabancı sermayeyi arkasına alabilen şirketlerin faaliyetlerini sürdürebileceği, diğer şirketlerin ise yasada yer alan ağır maddi yükümlülükler nedeniyle yok alacağı bilinmelidir. Böylesi bir gelişmeyi ise hiçbir yetkilinin istemeyeceğini umuyoruz.

 

Yasada belirtilen Mütekabiliyet esasının da yanlış uygulandığını düşünüyorum. Bugün ülkemizde faaliyette bulunan yabancı şirketlerin ait olduğu hangi ülkede Türk Güvenlik Şirketleri faaliyette bulunabilmektedir.

 

Bu durum haksız rekabete neden olacağı gibi sonuçta, sektörü tekelleşmeye doğru kaydırabilecektir.

 

Yetkililerden tüm sektörün sıkıntılarına çözüm getirecek değişiklikleri bir an önce uygulamaya koymalarını diliyoruz.

 

 

Ansu PARS

Adres Güvenlik Yönetim Kurulu Başkanı

merkez@adresgroup.com